Ana içeriğe atla

KAPADOKYA MASALI







Geçen ay ne öğrendim? Bugüne kadar çoktan görmem gereken yerlerden birisinin  Kapadokya olduğunu ve buranın sihirli bir yer olduğunu. Sınırlarına girer girmez heyecanlanmaya başladığım Kapadokya' da geçirdiğim iki gün rüya gibiydi. O kadar şanslıydık ki aylardan Kasım olmasına rağmen hava da muhteşemdi. Bu süre, her yeri doya doya gezmek görmek için tabi ki yetmedi. Zamanımızı dolu dolu geçirmek, görebileceğimiz kadar yerleri görebilmek için hızlandırılmış bir program hazırladık. Bana kalsa ben gittiğim sadece bir yere en az yarım günümü ayırabilirmişim. Havasını, atmosferini, tarihini doya doya yaşamak için değer.

Gittiğimiz yerleri bir bir buraya not alıyorum ki, sonraki Kapadokya seyahatimizin rotası şimdiden belli olsun. Ben bir daha gitmek için sebebimi hazırladım bile çoktan.


Kayseri'den Kapadokya' ya doğru yol alırken gördüğümüz 3.900 m. lik varlığıyla insanı büyüleyen Erciyes Dağı' nın bundan yaklaşık 30 milyon yıl önceki volkanik patlamaların ardından oluşan tabakaların zamanla aşınarak Peri Bacalarını karşımıza çıkarması beni acayip heyecanlandırıyor. Doğa olayları sonucunda oluşan yapılara ayrı, bu yapılarda insanların inşalarını, yaşam mücadelelerini, yeteneklerini konuşturduklarını görmek de heyecanın üstüne hayranlık uyandırıyor.

M.Ö. 2000 li yılların başında Anadolu'ya gelen Hititlerin yerleşmeye başlaması daha sonra kurdukları devletin merkezlerinin bu sınırlar içinde olması, M.Ö. önce VI. yüzyılda Pers egemenliğine girmesi, halkın zaman içinde düşman zulmünden korunmak için yer altında muntazam ve devasa büyüklükte mesela 30.000 kişinin sığınabileceği yaşam alanları oluşturmaları, peri bacaları oyup yaptıkları kiliselerdeki tüm canlılığıyla duran freskleri tarih içinde soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor bizi.

Pers dilindeki Güzel Atlar Ülkesi manasındaki  Katpatuk adıyla canım Kapadokya' da gezdiğimiz gördüğümüz yerlere gelirsek...


Aşk Vadisi Panaroma (Bağlıdere Vadisi)

Masalları, hikâyeleri çok severim sevmesine ama böyle tarih kokan yerlerde uydurulan hikâyelerden hiç hazzetmem açıkçası. Zaten Kapadokya kendi başına bir masal. Dünyanın her bir yerinden farklı farklı uydurulmuş hikayeleri duymak için mi buralara geleceğiz de bunları duyunca mı aşık olacağız gördüğümüz doğa güzelliklerine? Hikaye her zaman iş yapmaz. Şuranın manzarası karşısında susup, uzun uzun izleyip keyfini çıkarmak kâfi. Eğer daha önceden, gittiğiniz yerlerde geçen kaliteli romanlar okumuş ya da filmler izlemişseniz zaten o zaman onların etkisini o coğrafyada gezerken hissediyorsunuz. Benim aklımda sürekli 'Kış Uykusu' filmi ve Hacer Yeni' nin 'Turnalar Sıcak İklimlere Göçüyordu' kitabı vardı😍








Göreme Açık hava müzesi

Bir yerleşim yeri düşünün; MS IV. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar kaya içine oyulmuş manastırları, şapelleri, kiliseleri olsun. Tamamen eğitim amaçlı kurulmuş bir yerleşim. Göreme Vadisi, manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul ediliyor. Göreme Açık Hava Müzesi 6 Aralık 1985 tarihinden beri UNESCO'nun Dünya Mirası listesinde yer alıyor.

Göreceğiniz Kiliseler;

Kız ve erkek manastırları
Aziz Basileus Kilisesi
Elmalı Kilise
Aziz Barbara Kilisesi
Yılanlı Kilise
Karanlık Kilise
Çarıklı Kilise
Tokalı Kilise

Karanlık Kilise'ye girmek için ayrı bir ücret ödemeniz gerekiyor. Kız manastırına ise ziyaret kapalı. Bazı bloklar zaman içinde hava koşulları ve ziyaretler sebebiyle yıprandığı için bu tür riskli yerleri kapatmak zorunda kalıyorlar. Diğer gezdiğimiz tarihi yerlerde de maalesef güzelim bloklara karalanmış çirkinlikleri gördük. Sadece bazı kiliselerde fotoğraf çekimi yasaklandığı kadar diğer tüm tarihi yapılara da özenli koruma sağlanabilmeli. 





Uçhisar Kalesi

En güzel otellerin olduğu bölgenin Uçhisar bölgesi olduğu söyleniyor. Gerçekten bölge manzarası müthiş. Uçhisar Kalesi de öyle. Ağanın Kalesi ve Çavuşun Kalesi adını verdikleri iki büyük peri bacasından oluşan Uçhisar Kalesi Kapadokya' yı kuş bakışı görebileceğiniz tek yer. Ayrıca Hasan Dağ'ı ve Erciyes Dağı' nın da bir arada görülebileceği tek yer. İçinde birbirine bağlı çok sayıda sığınaklar var.


Paşabağ Vadisi (Keşişler)

Gelelim Paşabağ Vadisi' ne! Ennn görülmesi gereken yerlerin başında kesinlikle Paşabağ Vadisi geliyor. Burada değil yarım gün koskoca bir günümü geçirebilirdim. Gerçekten buradaki peri bacalarını tarif etmekle anlatamayız. Burada zamanımız sadece 30- 45 dakika civarındaydı. Resmen koşturarak gezdim her yeri görebilmek için. Gün batımında bulunmak için en doğru yerlerden biri.















Avanos

Kapadokya seyahatinde çanak yapmayı denemeden dönmek olmazdı elbet. El sanatları merkezi olan Avanos'ta bir çanak atölyesi ve mağazasına gittik. Çok denemek istiyordum ki minik bir çanak yapmayı denedim, kırmadan İzmir' e kadar getirmeyi başardık. Zafer benimdir.✌ Onlarca el yapımı seramik ürünlerin olduğu mağazalara uğramadan geçmeyin. 


                       İşte karşıda göreceğiniz usta elden çıkma seramik vazonun yanındaki çanak bana ait. Göremediniz değil mi, o kadar minik oldu. Olsun bana güzel görünüyor😁


Devrent Hayal vadisi

İnsanları bu vadiye bırakıyorlar hadi bakın işte her bir peri bacasını bir şeyleri benzetin tavrıyla😏Orada uzun uzun gezeceksin, göreceksin bol bol fotoğraf çekeceksin. Durduğumuz yerde artık bu vadinin simgesi haline gelmiş deve şeklindeki peri bacasını gördük ve döndük gibi bir şey oldu. Gittiğinizde ortam kalabalıksa eğer insanların, hiçbir şekle benzemeyen peri bacalarını bile bir şeye benzetmek zorundalarmış gibi telaşlarıyla karşılaşacaksınız. Tabii yine eskiden olmazsa olmaz bir dede varmış düşman gelmiş dede yalvarmış, "Allah' ım şunları taşa çevir." Ve hepsi taş kesilmiş gibi sevimsiz hikâyeler anlatmayacağım. Kapadokya' da en gereksiz şey neydi sorusu varsa cevabı kesinlikle her gittiğimiz yerde laf olsun diye anlatılan, duymaya mecbur bırakıldığımız bu hikayeler olur.


Ürgüp Peri Bacaları Üç Güzeller

Şapkalı Peri Bacalarının en güzel örnekleri Üç Güzeller. Üç Güzeller ile birlikte gördüğünüz manzaradan ayrılmak istemeyeceksiniz...



Derinkuyu Yeraltı Şehri

Gelelim kalpleri fetheden şahesere. Yeraltı şehirlerini ziyaret etmek için iki seçeneğiniz var. Biri Kaymaklı Yeraltı şehri diğeri de Derinkuyu yeraltı şehri. Planlarımıza göre biz Kaymaklı yeraltı şehrini ziyaret edecektik. Çünkü saat ilerlemişti ve Göreme'den Derinkuyu arası 45 dakika kadar Kaymaklı ise daha yakın görünüyordu. Geç kalmamak adına Kaymaklı' yı tercih etmemize kimse izin vermedi😃 "Buraya kadar gelmişsiniz esas Derinkuyu' yu görmelisiniz" dedikleri için onlara uyduk ama yol 45 dakikadan daha uzun sürdü diyebilirim. Yeraltı şehrinin kapanmasına son 15-20 dakika gibi yetiştik. Göreme ve Nevşehir' den yarım saatte bir otobüsler mevcut. Kışın 17.00, yazın da 19.00 a kadar açık burası. Müze kartınızla giriş yapabilirsiniz. Müze kartınız yoksa giriş ücreti olarak 20 tl ödüyorsunuz. Nevşehir'e gelirken müze kartla gelmek en mantıklısı. Kırmızı, Yeşil ya da Mavi turlara katılsanız bile bazı yerlere girişleri ücretli yaptıkları için müze kart daha ekonomik olacaktır. Bu arada yeri gelmişken ya turlara katılmak ya da arabayla gezintiye çıkmak mantıklı. Onun dışında her yere sizi götüren araç bulmak zor olacağı gibi zamanınızı da verimli kullanamayabilirsiniz.

Kaymaklı Yeraltı şehrinden farklı olarak Derinkuyu' da yerin 7 kat altına kadar ulaşabiliyorsunuz. Kaymaklı' yı göremedik ama orası da Derinkuyu'ya göre daha geniş olduğu için gezmesi daha kolaymış. Bir dahaki Nevşehir yolculuğumda Kaymaklı ile birlikte görmem gereken bir yer daha olacak. 2018 yılının bahar zamanında 3. bir yeraltı şehri ziyaretçilerine kapılarını açacakmış. Olay haber gerçekten.

Tam kapanış saatine denk gelmemizden ve mevsim olarak da Kasım ayında gittiğimizden dolayı çok şanslıydık çünkü yeraltı şehrinde bizden başka kimse yoktu. Gitmeden önce okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla; kalabalık da olunca dar geçitler yüzünden fobilerin ayyuka çıkmasıyla yeryüzüne kadar nefessiz olarak zor ulaşanlar varmış. Kapalı alan fobisi olanlar için tehlikeli. Ben tek başıma sığabildiğim, eğilerek ilerleyebildiğim tünellerdeyken bir an orayı kalabalık hayal edince bile bunun düşüncesiyle sıkıldım. Kırmızı ve mavi oklar sayesinde gidiş ve dönüşünüzü rahatlıkla bulduğunuz için kaybolma gibi bir durum ortadan kalkıyor. Herkes okları takip etmeli, edilmediği takdirde bir tünelde sıkışabiliriniz🙉

Peki burayı kimler ne için inşa etmiş? Yeraltı şehirlerini II. yüzyılda Romalıların zulmünden kaçmak için Hristiyanlar yapmış. Ama ne yapmak. Nevşehir'deki bu yeraltı şehirlerinin tamamı tabikii açılamamış durumda. Derinkuyu ulaşabilen en büyüğü. 7 katlı ve 50 -60 metre aşağıya inebiliyorsunuz. Kaymaklı ile arasındaki farkı burada ayrıca misyonerler okulu, günah çıkartma yerlerinin de olması. Bölgedeki çeşitli büyüklükte yeraltı şehir sayısı ise 150-200 civarında!

Benim hayran olduğum ve mantığımın almadığı kısım yeraltı şehrinin çıkışında bulunan ve çok güzel görünen (insanlarımızın saçmasapan yazılarla duvarlarını kirletmesi hariç) kiliseden ve o zaman yeryüzünde yaşadıkları evlerinden ve de kaymaklı yeraltı şehrinden buraya bağlantılar olması. Evet, insan hayret ediyor. Bir düşman saldırısından korunmak için yaptıkları ve sığındıkları bu olağanüstü yerde düşmanlar için tuzaklar kurulmuş. Bulundukları yerlere ulaşmamaları için bölmeleri koskocaman taştan yuvarlak tekerleklerle kapatıyorlar. Giriş ve ilk katlarda ahırlar ve mutfaklar bulunuyor. Hayvanların aşağı katlara indirilmesi zor olacağından ahırları girişe, kaba oyuntularla yapmışlar. Mutfakları ortak. 2. kattan sonra aşağılara ulaşmak biraz uzun sürüyor. Daracık tünellerden bazen gereğinden fazla eğilerek ilerliyorsunuz. İlerlerken en çok düşündüren şey havasız kalıp kalmayacağınız. Ama 7. kata bile inseniz havasızlık problemi yaşamıyorsunuz. Havalandırma için hayran kalınacak bir çalışma yapmışlar. Bacalar aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmış. Düşmanın kendilerini zehirleme ihtimaline karşı ise bazı su kuyuları yeryüzüyle tamamen bağlantısız.  İçeride mutfak, ahır, kilise, yemekhane, şırahane, kiler, misyonerler okulu var. Alt kata indiğinizde yeraltı şehrindeki en geniş alana ulaşıyorsunuz. Sonra da öylece uzaklara dalıp, düşünüp kalıyorsunuz.  Derinkuyu yeraltı şehri 1965 yılında açılmış ve şehrin sadece yüzde onu gezilebilir haldeymiş. Dolayısıyla yeni ziyarete açacakları yeraltı şehrini ve kapanışa denk geldiğimiz için aceleyle gezmek zorunda kaldığımız Derinkuyu yeraltı şehrini veee Kaymaklı yeraltı şehrini gezmek için tekrardan yolumuz buralara düşmeli.

Ayrıca insan zekasının ve yeteneğinin bu olağanüstü sonuçlarını her gün dünyaya reklam yapsak az bile gelir. Tanıtım ve koruma yönünden ne kadarını gerçekleştirdiğimiz kafalarda soru işareti.













                      Yeraltı şehrine yakın olan kilise ve duvarları😔

TURLAR

Kapadokya'ya gelince balon ve ATV turları  atlanmamalı. Bizim olduğumuz günlerde iki gün balon uçuşu olmadığı için yığılma oldu ve çoğu kişi çok istemesine rağmen katılamadı. Her türlü duruma karşı önceden kayıt yaptırmanız tavsiye edilir. Tabii ücretlerinin çok yüksek olduğunu hatırlatmakta fayda var.


ATV turunu ise yaptıktan sonra iyi ki yapmışız diyeceksiniz.  Biz Kılıçlar Vadisini, Güllüdere Vadisini ve Kızılçukur Vadisini gezdik. Aslında atv turuyla tam günbatımı zamanında Paşabağ mevkiine gitmek çok doğru bir karar olurmuş. Bu da notlarımıza eklensin.

Biz Kızılçukur Vadisi'nden gördüğümüz rotamız dışında olan bu kaleye de uğramadan edemedik, ne iyi ettik.












         💕


                      İşte uzaklardan bizi çağıran kaya💓

İzmir'e dönüş yolunda da heyecanla Erciyes Dağı' nı tekrar göreceğimi düşünsem de yoğun sis sebebiyle hiçbir şey  göremedim.

 Ben, bir kaç günlüğüne masalsı bir hayat ve tarihle iç içe kalmak için en doğru adreslerden biri Kapadokya diyorum. Gidenler gitmeyenlere anlatsın💓💓💓


























Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KİM BU LP?

Laura Pergolizzi yani LP ve Lost On You! Hâlâ dinliyorum. Aylar geçiyor, yıl geçiyor dinlemeye doyamıyorum. En fazla iki gün dinlesek sıkılıp çöpe attığımız şarkılar arasından ne kadar dinlesen değeri düşmeyen bir şarkı bulmak büyüleyici değil mi? Her dinlediğimde etkileniyorum. Bu nasıl ses, bu nasıl seslendirmek.

Çoğu kişi gibi onu Lost On You şarkısı ile tanımış olsam da devamında dinlediğim hiçbir şarkısına bu olmamış, bir bu kötü, bak bunu yapamamış işte diyemedim. Her bir bestesi ruhuna işliyor insanın. Hem kendisini anlatmak, sesini, tarzını övüp övüp bitirememek istiyor hem de çok popüler olmasını istemiyorum. (Sanki değil de!)

Ben de herkes gibi ilk dinlediğimde erkek olduğunu düşünmüştüm. Şaşırılmayacağı üzere herkes sanatından önce cinsiyetiyle ilgili bir araştırmaya dalıyor. Kendisi 18 Mart 1981 doğumlu, Amerikalı, eş cinselliğini gizlemeyen, aynı zamanda şarkı sözü yazarı, şahsına münhasır, özgür bir kadın.



                   Aslında  dedikleri gibi tam anlamıyla "kariz…

Karl Ove Knausgaard ve Aşık Bir Adam

KARL OVE KNAUSGAARD' IN KAVGASI




Karl Ove Knausgaard. 1968, Norveç, Oslo doğumlu bir yazar. Kendi hayatını kaleme aldığı toplamı 6 ciltten oluşan Kavgam serisiyle 2009 yılında okurla buluştuğunda ünü Norveç'ten başlayıp kısa zamanda dünyaya yayıldı.  Öyle ki 2009 yılında beş milyon nüfuslu Norveç'te yarım milyonluk bir satış gerçekleşmiş. Ardından 30'u aşkın dile çevrilmiş Kavgam serisi. Kitapta geçen her karakter, her olay gerçek. Elimizde tuttuğumuz canlı kanlı yaşayan bir hayat. Bu durum da tabii kitap çıkar çıkmaz ailesi ve karısıyla mahkemelik ediyor onu. Linda hiç şüphesiz derhal boşanmak istiyor, yıl 2009. Ama kitabı okuyanlar şaşırmayacaklardır boşanmadıklarına...




'Kitabevinde Bu Hafta' yazımda Kavgam için yapılan web sayfasından bahsetmiştim. Buraya da Aşık Bir Adam için Monokl Edebiyatın hazırladığı sayfayı bırakıyorum. Sayfadaki kıpkırmızı gül arka fonun üstüne konulan kitabı görmez olaydı gözlerim keşke. Neden ki böyle şeyler, üzüyorsunuz.

   Kavgam ki…